Bebe de ki Ben

Bebe de ki Sevgi

Şöyle ki,

Dünyaya gelmeden evvel bebek, annesini seçer. Evet, bebek annesini dünyaya gelmeden evvel kendi seçer. Bu bilgi kısa olarak orada burada bazı esoterik sayfalarda gözükse de, açıklamasız gelir.

Ve
Bebek kendine benzeyen bir anne seçer.

Kendine benzeyen de şimdi ne demek?

Bebek dünyaya gelmeden önce oluşturduğu, astral ve eterik bedenin kaderine uygun olabilecek bir anne seçer.
Theosophie de Devarchan
(Okunuşu: Devercan)
denilen yerin adı tasavvufta cennettir.
Insan madde dünyadan ayrıldıktan sonra astral beden ile astral dünyaya, sonrasında astral bedenden de sıyrılıp üçüncü bir aleme, Devarchan alemine geçer.
Buraya ancak ruhani varlık olarak geçebilir. Herşeyden sıyrılmış halidir. Ben’in aslı ruhanidir. Insanın özüdür. Ölümsüzdür.

Ben’i saran üç bedeni daha önceden de saymıştık;
Madde beden
Eterik beden   (Can)
Astral beden   (Aura – Bilinç)

Alemleri de sayalım;
Madde dünya
Astral dünya (Arınılan dünya)
Devarchan (Cennet)

Reenkarnasyonun devirdayıımı budur. Ben, tekrar ve tekrar bu üç alemi dolaşır. Dolaşım süresi 2600 seneye denk gelir.

Eterik beden madde bedenin ikizi gibidir oluşum yada kapladığı alan olarak. Madde beden ile iç içedir. Işılımsı kıvılcımlardır ve çok hızlı hareket halindedir. Rengi, madde dünyasında tarif edilemeyecek haldedir, en yakın kiraz çiçeklerinin rengine benzer. Madde den çok daha ince, astral bedenin maddesi ise ondan incedir. Madde bedenin inşa edicisidir. Mühendisidir. Hafızanın ve oturuşmuş karakter sıfatlarının yansıtıldığı yerdir.

Eterik bedene belki can diyebiliriz.
Eterik beden ceset den ayrıldıktan sonra, uzun süre bilinçe (Aura da) bağlı kalmaz. Üç buçuk gün sonra, şeklini koruyamadığı için dağılıp yok olur. Bu süre içinde vefat eden kişinin bütün hayatı resimler halinde
önüne serilir.
Ölümcül tehlikeler yaşayan insanların, hayatımın tümü birden göz önüme geldi dedikleri durumun oluş sebebidir. Bu durumlarda eterik beden çok kısa bir süre için madde bedenden çıkar ve geri döner. Bu çıkış ve dönüş esnasında bilincin, eterik bedenin içeriğini seyir edişidir, gördükleri.

Ben’ide içinde barındıran astral beden diğer iki bedeni sarar. Aura denilen olgu. Ayrıca düşünmek, hissetmek ve istemek işlevlerini yaşayan Bilinçtir.

Çok basit anlatmaya çalışacağım;

Dağılıp yok olan eterik bedenden, astral bedene miras kalan bir ima vardır. Bu ima, insanın hayatta iken, yaşanmışlıklarının bir özüdür. Bir anısıdır.
Ceset mezarda kalmıştır, eterik beden yok olmuştur.
Insandan, geriye astral beden ve Ben kalmıştır. Bulundukları alem, astral alemdir. Theosophie de Kamaloka denilen, tasavvufta cehennem adını taşıyan alan, hal yada mevki, astral dünyadadır. Astral dünyada ki tek alan, hal yada mevki, Kamaloka değildir.

Değerli okur, bu bilgilerin zamanı geldiği için yazma vesilesindeyim. Insanların maddiyattan ruhanileşmeye geçme süreci yakın geçmişte başlamıştır.
Uzak ama çok uzak olmayan gelecekte bu bilgiler, yaşanan kültür olacaktır.

Şimdi,
Bilinç Ben’i içinde barındırarak
astral dünyada
Kamaloka denilen yerde, dünya hayatının üçte birini arınarak geçirir. Şahsiyetler vardır ki, onlar astral dünyada ki süreci sadece Kamaloka da geçirmez, o alemin farklı hallerini de yaşamaya kadirdirler.

Ben artık astral bedenden de sıyrılır ve Devarchana geçer. Astral beden ise dağılıp yok olur. Devarchanda kalma süreçleri farklı etkenlere göre değişebilir, oysa çoğunluk orada yaklaşık 1300 sene var olur.
Ben’ede miras kalmıştır!
Astral bedenden kalan miras.
Astral bedenden aldığı meyve.
Eterik bedenin mirasını da barındıran, dünyada ve Kamalokada yaşadıklarının bir dervişleşmişliğinin özü, iması Ben’e geçer.
Karmasının rapor özü.

Ben Devarchan dadır.
Ben burada cennetin halindedir. Diğer Ben’lerle beraber.

Şartların oluşması ile Ben Devarchandan çıkmak ister, madde bedene bürünmek hasret olur. Dünyaya gelmek ister. Bu hasreti gidermek için tekrardan kendini eterik madde ve astral madde ile sarmaya başlar. Bu ilimde, çelik tozlarının mıgnatısa sarılışları şeklinde tarif edilmiştir.

İşte bu sarılışta Ben,
sadece
miras kalmış imalarına benzeyen astral ve eterik maddeleri kendine çeker.
Bunlar aslen insanın bütün hayatlarında ki meyveleridir.
Bu yönde astral ve eterik beden şekil alır.
Kaderinin yüklenişi denilebilir.
Astral ve eterik bedenler miraslara göre oluşur tekrardan ve bebek, annesini bu yeni bedenlerine, kaderine uyanı seçer.
Kendisine benzeyeni, kendisine yakın olan bir anne seçer. Bu seçimi inanılmaz yoğun bir sevgi ile yapar. Çok sever annesini.
Annesini çok çok sever.

Bebe dünyaya gelir.
Anne sevgisi bu sevginin karşılığıdır.
Anne sevgisinin aslıdır.
Anne sevgisidir.

Yazının bir kısmı
Aşık Sümmani'nin sözleriyle;

X2MU5NN8

Aldığın meyve

Ey gönül devr-i âlemde çektiğin davâ nedir
Seni böyle derde salan bu nefs-i havâ nedir
Bir gün olur güneş batar gül solar bülbül gider
Bu meşekkat bahçesinden aldığın meyve nedir

Ey Sümmâni ne çekersin sonu gelmeyen âhı
Vücût bir saraya benzer akıldır padişâhı 
Ömür bir gece misâli ölüm onun sabâhı 
Aç gözün gafletten uyan gördüğün rüyâ nedir

Aşık  Sümmani

hepyeşil

bir fidan idim durakladım duraklandım bir fidanım yoldayım

Bebe de ki Ben” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: